
Hilal Gökçe
|
Rekabet Kurulu’nun sağlayıcı-bayi uyuşmazlıkları ve haksız fesih iddialarının sık sık gündeme geldiği otomotiv sektörüne yönelik yakın tarihli kararları, mahkemelere gitmek yerine Rekabet Kurulu Tebliğ’lerine dayanarak haklarını hızlı bir şekilde aramak isteyen bayilere bu yolu kapattı.
Her ikisi de 10.04.2008 tarihinde yayınlanan kararlardan İsotlar Grup’a ilişkin kararda, sözleşmenin genel hükümlerinin motorlu taşıtlar sektörüne yönelik 2005/4 sayılı Tebliğ ile uyumlu olduğu belirtilerek, bunun ötesinde İsotlar tarafından gerçekleştirilen feshin haksız olduğuna ilişkin şikayetin ise Mahkemeler tarafından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Rekabet Kurulu, Otoyol Sanayi A.Ş. tarafından reorganizasyon gerekçesiyle gerçekleştirilen feshin haksız olduğu iddiasının incelendiği ikinci kararında ise, ilk kararın da bir adım ötesine geçerek sözleşmenin Tebliğ ile uyumu konusunda ayrıntılı bir değerlendirmeye yer vermedi. Kararda, reorganizasyon sebebiyle 2 yıl değil 1 yıllık bir süre tanınarak sözleşmeyi feshetme hakkının, 2005/4 sayılı Tebliğ ile korunduğu, ancak gerçekleştirilen feshin reorganizasyon kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve haklı olup olmadığı gibi konuların, mahkemeler tarafından görülmesi gereken ihtilaflar olduğu belirtildi.
Yine Otoyol aleyhine yöneltilen haksız fesih şikayetinin incelendiği 15.05.2008 tarihli kararda, Otoyol’un dağıtım ağının tamamını veya büyük kısmının yeniden organizasyonun söz konusu olup olmadığının ve bu bağlamda sözleşmenin feshinin haklılığının mahkemelerce çözülmesi gereken bir uyuşmazlık olduğu sonucuna ulaşıldı. Diğer taraftan şikayetçinin yetkili servis kriterlerini sağlamasına rağmen yeniden sisteme kabul edilmediğine ilişkin iddiası ise, Otoyol yetkilileri arasındaki yazışmalardan, yapılan tespitlerde kriterlerin sağlanamadığının anlaşılması sebebiyle reddedildi.
Tüm bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Rekabet Kurulu’nun teşebbüsler arasındaki özel hukuk kaynaklı uyuşmazlıkların mahkemeler tarafından çözümlenmesi gerektiği yönündeki görüşünün genel kural haline geldiğini söylemek mümkün. Otomotiv sektöründe sağlayıcı-bayi ilişkilerindeki birçok hususun 2005/4 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği ile düzenlenmiş olması ve Tebliğ’in rekabeti arttırmak ve taraflar arasındaki güç dengesizliğini bayiler lehine düzeltmek gibi amaçlarının, bayilerin sözleşmenin devamında Rekabet Kurulu’nu bir garantör gibi algılamaları sonucuna yol açtığı görülüyor. Rekabet Kurulu soruşturmalarının mahkemeler nezdindeki davalara nazaran daha hızlı bir şekilde sonuçlanması ve ihlalden zarar görenlerin 3 kat tazminat talep etme yolunun açık olması, Rekabet Kurulu’na yapılacak bir şikayet başvurusunun sözleşmenin karşı tarafına yönelik bir tehdit olarak ileri sürülmesine zemin hazırlıyor. Ancak bahsi geçen kararlar, Rekabet Kurulu’nun kendisine sözleşmenin kuruluş aşamasında sadece rekabet mevzuatına uygunluk bakımından bir denetim yapmak şeklinde bir rol biçtiğini ve şekli olarak bu mevzuata uygun olan bu sözleşmenin uygulanmasına ilişkin özel hukuk kaynaklı ihtilafların ise Rekabet Kurulu’nun görev alanı dışında kaldığını gösteriyor.
Hilal Gökçe
|