header

pazarlardan haberler
EYLÜL 2008

“Daha az muhabbet, daha fazla hareket!” Elvis
manset

Ali Ilıcak, Editör

RK akaryakıt fiyatlarını araştırdı, fiyatların paralel gittiğini, ama aralarında “küçük ama anlamlı farklar” olduğunu tespit etti. Kurul, çok sorun görülüyorsa EPDK fiyatları belirlesin diyerek kendi antitezini gündeme getirdi.

Rekabet Kurumu, TÜPRAŞ ve en büyük beş akaryakıt dağıtım şirketi hakkında başlattığı önaraştırmayı 24 Temmuz’da sonuçlandırdı ve sitesinden duyurduğu görüş yazısını Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna (EPDK) gönderdi. Görüş yazısına göre, firmaların uyguladığı benzin, motorin vb. ürünlerin fiyatları birbirlerine yakın bir biçimde hareket etmekle birlikte, aralarında ‘küçük ama anlamlı’ farklılıklar mevcut. Görüş’te sektörün daha rekabetçi hale getirmek için gereken yapısal sorunlar ve bunlara karşı alınması gereken önlemler de sıralanıyor:

Akaryakıt bayilerinin intifa ve tapuya şerh edilmiş kira sözleşmeleri gibi sözleşmeler yoluyla dağıtım firmalarınca, Kurul’un genel düzenleme ile izin verdiği  5 yıldan çok daha uzun sürelerle kontrol altına alındığı ve başka firmalarla çalışmalarının önüne geçildiği,
Beş dağıtım firmasının pazarın %90’ına hükmetmesi, Bağımsız bayilerin yokluğunda dağıtım firmalarının birbirleri ile rekabet etmeyeceği, Kurulun alınması gereken önlemleri 5015 sayılı yasa henüz tasarı aşamasındayken Rekabet Savunucusu olarak Enerji Bakanlığı’na bildirdiği ve dikkate alınmadığı da hatırlatılıyor.

Bununla birlikte, Kurum, firmaların fiyat arttırırken TÜPRAŞ’ın zamları ile küresel ham petrol fiyatlarındaki artışlardan işlerine geleni tercih ettiklerini belirtip, fiyat düşürme konusunda ise bu iki kaynağı dikkate alma konusunda aynı istekliliği sergilemedikleri tespitinde bulunuyor.

Yazının sonuç kısmındaysa 5015 sayılı Yasa ile sektörün düzenleyici kuruluşu olan EPDK’ya verilen fiyatlara müdahale yetkisinin kullanılması gerektiğine işaret ediliyor ve [RK tarafından] soruşturma açıp ceza vermenin  rekabetçi piyasa yapısının önünde engellerin bulunduğu sektörlerde fayda etmeyeceği görüşü dile getiriliyor.

Tabi böylesine can alıcı bir görüş öne sürülürken, yazının başlarında kalan fiyatlama davranışlarına ilişkin tespitlere rağmen, önaraştırmada bulunan bilgi ve belgelerin ortada kanuna aykırı bir uyumlu eylemin varlığına işaret etmek için yeterli olmadığı da kamuoyuna duyuruluyor. Sabah Gazetesi’nden Hacer Gemici bu durumu, ‘RK cinayeti gördü, ama karışmam dedi’ başlığıyla köşesine taşıyor ve ‘Soruşturma açılması için bu saydıklarınızdan başka ne daha ne tür tespitlere ihtiyaç duyuyordunuz ki?’ diye soruyor.

Gerçekten de RK, bu görüşün EPDK’ya gönderilmesi gibi faaliyetleri de kapsayan ve ‘zorlayıcı olmayan mekanizmaları kullanarak ekonomik faaliyetler için rekabetçi bir ortam oluşturulmasına yönelik faaliyetler’ olarak tanımladığı ‘rekabet savunuculuğu’nu çok sevse de, yerindeliğinden ve gerekliliğinden kuşku duyulmayan bu çabaların, Kurum’un asli görevlerinin önüne geçmemesi gerektiği de aşikar. Mamafih, 4054 sayılı Rekabet Kanunu’nun RK’ya yüklediği amaç, ‘gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak’ rekabetin korunmasını sağlamaktır. Bunun da, soruşturma ve soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti amacıyla önaraştırma yaparak olduğu, yine kanunla belirlenmiştir. Önaraştırma aşamasında incelemenin sonlandırılması belki ceza almaktan kurtarmaktadır ve fakat, rekabeti ihlal ettiği şüphesi dile getirilen tarafların kendilerini savunma imkanını da ortadan kaldırmaktadır.

Kurum’un, ‘ceza ile, zor ile, söyleyin hangi sorun çözülmüş’ diye okunabilecek bu deruni yaklaşımını, devletin yurttaş ile yüzyüze gelen organlarında da görmeyi çok isterim. Ancak yasa koyucu, inceleme süresi olarak da bir buçuk yıla varan bir süreç öngördüğüne; firmaları yıllık cirolarının %10’una kadar para cezası ile cezalandırma; her türlü bilgi ve belgeyi gerektiğinde hakim kararı ile yerinde inceleme gibi yetkileri verdiğine göre; zaten bu alanda ihlallerin tespiti bir aylık bir önaraştırma ile ortaya çıkarılacak kadar kolay değil. Diğer taraftan rekabet ihlallerinin toplumsal refaha verdiği zarar da öyle geçiştirilecek gibi değil. Daha da kötüsü, Kurum bu şekilde topu ortada bırakan kararlarıyla, olası bir ihlalden zarar gören tarafların, zararlarının tazmini talebi ile mahkemeye gitmesinin de önünü kapatmakta.

ODTÜ İktisat Kongresi kapsamındaki bir panelde, kendisinden önceki panelistin ‘RK şirketleri kırbaçlamalı, ama sert değil, tatlı tatlı kırbaçlamalı’ sözlerine tepkisini, ‘o dediğiniz, genellikle filmlerin kırpılan sahnelerinde olur ancak’ şeklinde dile getiren eski RK başkanlarından Tamer Müftüoğlu’nu bu noktada anmadan geçmeyelim. RK’nın, bu sözlerin üzerinden 8 yıl geçtikten sonra geldiği nokta, atları ile kötü olmamak için kamçılamaktan imtina eden arabacınınkine benziyor. Atlar arabacıyı sever sevmesine de, ne koşarlar ne de yoldan geçenleri ezmekten çekinirler.

Son söz olarak Elvis’in sevgilisine telkinini hatırlatalım: A little less conversation, a little more action please!

Ali Ilıcak, Editör

 

ACTECON hakkında bilgi almak için buraya tıklayınız.

Abonelikten çıkmak için lütfen editor@actecon.com adresine İPTAL,
abone olmak içinse KAYIT konulu bir mail atınız.

Pazarlardan Haberler’in eski sayılarını buradan indirebilirsiniz.